Yıllar önce İngiltere’deki bir sahaftan bilge - filozof Alkindus’un (Kındî) yaşantısı ve eserleri ile ilgili bilgiler içeren bir kitap almıştım. Kitabı okudukça şaşırmış, şaşırdıkça da yaşantıya bakışım değişmişti. Sonra diğer bilge ve filozofların yaşantılarına ilgi duymaya başlamış ve pek çoğunu araştırmaya başlamıştım.
Alkindus’a göre Dünya’yı şekillendiren en önemli frekansların başında “keyif” frekansı geliyordu ve insanlar kendilerini keyifli duyumsadıklarında tüm yaşantılarını keyif, mutluluk, şans, bolluk, verimlilik içinde yaşayabilirlerdi.
Böyle bir olgu mümkün mü diyenler deneyebilir! Denedikçe de yaşantılarını daha da güzele dönüştürebilirler. İnsan bolluk, çokluk, esenlik, keyifli, neşeli, güzel, mutlu bir yaşantı sürmek istiyorsa biraz da “elini sabuna suya değdirmeli ve kendi yaşantısının direksiyonuna geçerek yazgısını şekillendirmeye katkıda bulunmalı!” öyle değil mi?
Sevgili bilge – filozof Alkindus öğrencilerinin daha iyi ve çabuk öğrenebilmesi, yaşantılarını keyif içerisinde yaşayabilmeleri için onlara öğütler veriyor ve kombinatörler (Matematiğin bir dalı olan kombinatorikte kullanılan bir metot) öğretiyor. Alkindus öğretileri arasında yer alan “Keyifli Yaşam Öğretisi”ni ve benim yaşantımda da önemli yer tutan bir kombinatörünü aşağıda sizlerle paylaşıyorum.
Keyifli Yaşam Öğretisi;
Tüm düşünce ve davranışlarınızın önüne “keyif enerjisi yükleyin!” diyor sevgili bilge Alkindus!
Sabah uyandığınızda ilk iş “keyifle” gülümsemeyi düşünün ve öyle gülümseyin.
2 bardak ılık su için. Suyu keyif, sağlık ve daha güzel bir ten için içtiğinizi düşünün.
Elinizi yüzünüzü yıkarken yüzünüze, gözlerinize bakarak “keyifli günlerimiz olsun” deyip, gülümseyin.
Kahvaltı yaparken çay demliyorsanız çayın size “keyif verdiğini” düşünün. Çayı “sağlığınızı ve keyfinizi artırmak için” içtiğinizi düşünün.
Kahvaltı masasını keyifle kurun. Çayı yudumlarken “keyif alın”. Yediğiniz ekmekten, peynire, domatesten, salatalığa ne yiyorsanız bunların sağlığınıza iyi geldiğini ve dolayısıyla size “enerji ve keyif” verdiğini düşünerek yiyin.
Ayakkabılarınızı giyerken yürüyor olmanın “ne büyük keyif” olduğunu düşünün.
Alış verişe gittiniz. Pazara gittiniz. Fiyatlar çok yüksek. Pek çok ürünü alamıyoruz bile! Ancak alabildiklerinizi alırken “keyifle alın”. Satıcıya parayı kızarak, asık suratla ya da söylenerek değil, alabilmenin keyfiyle uzatın.
Bankadan para çekerken “keyifli günlerde kullanmak için çekiyorum” deyin. Birisine ödeme yaparken “keyifli günlerde kullanın” deyin.
Ne iş yapıyorsanız yapın gün boyu iş yaparken “keyifli” anları yakalamaya çalışın. Dahası farkına vardığınız anlara “keyifli düşünceler” katın.
Gün içerisinde fırsat buldukça kendinize “keyif ödülü” verin. Yorulduysanız iki dakika ara verip çay, kahve ya da başka bir içecek yanında bisküvi yemeyi, küçük bir atıştırmalığı “keyif ödülü” olarak adlandırın.
Simitçinin önünden geçerken kendinize “keyif ödülü” olarak bir simit alın.
Çocuğunuzu uyuttunuz diyelim. Kendinize bir “keyif ödülü” kahvesi yapın, yanına bir çikolata ekleyin. Üzüm tanesi bile olsa “keyif ödülü” düşüncesiyle yiyin.
Salata yapıyorsunuz. Bu kez “keyif ödülü” olarak içine sevdiğiniz bir baharat ekleyin ya da uzun süredir yapmadığınız başka bir salatayı yapın ve “keyif ödülü salatası” olarak adlandırın.
Tarlada ürün topluyorsunuz. Yoruldunuz ekmek arası domates, biber, belki birkaç yaprak hardal otu “keyif ödülünüz” olsun.
Ofiste iş yapıyorsunuz. Evraklar üst üste yığılmış. Varsa imkânınız birkaç evraktan sonra küçücük bir ara verin kendinize bir “keyif ödülü” alın. Küçük bir çikolata, kek, atıştırmalık, meyve ya da neye imkân varsa.
Mağazanız var diyelim. Arada bir müşterilerinize “keyif ödülü günü” düzenleyin. Ödülleriniz ufak olsun, ancak samimi, içten duygular eşliğinde olsun… İnsanları “keyifli alış verişe”, “güler yüze” alıştırın.
Sabah ya da akşam işe giderken, işten eve dönerken gördüğünüz cadde ve sokaklara “keyifle bakın”. Görmenin, yürümenin, rahat soluk almanın, gülümsemenin önüne “keyifli bir anınızı” koyun.
Ağaçlarımıza, çiçeklerimize bakın “keyifle bakın güzelliklerine”. O güzelim köpeklerimize, kedilerimize, kuşlarımıza, koyunlarımıza, ineklerimize, tavuklarımıza keyifle bakın”. Onlara “Sevgili Yaradan’ın muhteşem yaratışı olduğunu” fark ederek bakın. Küçücük yiyecekler, sular koyun kapınıza, bahçenize, tarlanıza, parkınıza.
Örnekleri çoğalttıkça çoğaltabiliriz. Ben bilge-filozof Alkindus’un keyif öğretisini günümüze uyarlayarak ve kendi uygulamalarıma göre yazdım. Buradaki önemli olgu “keyif anını” kendiniz için yaşamanız, keyif ödülünü kendi kendinize vermenizdir! Bu “Varlık olmanın bilinci ve güzelliğidir…”
Bir diğer çok önemli konu yediğiniz, içtiğiniz, duygularınız, davranışlarınız ne olursa olsun “ihtiyaç, muhtaçlık enerjisi taşımasın!” Bunu da sevgili bilge-filozof Farabi’den öğrendim. Farabi diyor ki ; “ne tür bir enerji yayıyorsanız o enerji gibi yaşarsınız!”
Yani ;
Suyu ihtiyacınız olduğu için içerseniz “yaşantınız boyunca ihtiyaç enerjisi yayarsınız!”.
Diyeceksiniz ki; su temel ihtiyaç değil mi? Farabi olaya farklı gözle bakıyor. Suyu “ihtiyaç enerjisi” ile değil, “daha sağlıklı olmak için” için diyor!
Çayı içerken içerisindeki vitamin ve minerallere “ihtiyaç duyduğunuz için değil!“, “keyif için içtiğinizi düşünerek” için,
Elmayı bedeninizin ihtiyacı için değil, sağlığınızı sürdürmek, “keyif almak için” yiyin,
Yürüyüşü kaslarınız ve kemikleriniz güçlensin diye değil, “doğanın keyfini çıkartmak için” yapın,
Pazar alışverişini yemek – içmek mecburiyetinden değil, “kendiniz, aileniz, sevdiklerinizle güzel, keyifli sohbetlerin yapıldığı masalar kurmak için” yapn,
Derslerinizi “sınavları geçmek mecburiyetinden” dolayı değil, “öğrendiğiniz tek bir sözcüğün, bilginin dahi yaşantınıza değer katacağını düşünerek” çalışın,
Yaptığınız sanatı, çaldığınız müzik aletini “para kazanmak, ünlü olmak için” değil, “ortaya size ait, sizin öz değerinizi yansıtan bir eser koymanın keyfi için” yapın / çalın,
Topraktan çıkardığınız ürünü, dalından kopardığınız meyveyi “para kazanmak, ailenizi geçindirmek için “ değil, nice nice insanların, çocukların, evcimenlerin (hayvanların) yaşantısına katkı sunmanın keyfiyle, ölçülemez değeriyle” yapın,
Ne yaparsanız yapın “kendi öz değerinize göstermiş olduğunuz saygı ve sevginizden dolayı” yapın…!
Bu öğretiler, sıradanlaşan yaşantılarımızda “öz değerin”, “yaşantıdan keyif almanın” ne olduğunu unutan bizlere birer ders niteliğinde öyle değil mi..?
Bilge-filozof Farabi’nin öğrencilerine öğütlediği gibi “Siz öz varlığınızın farkına vardıkça, kendinize değer verdikçe, içinde yaşadığımız Dünya Sistemi de sizin değerinizi kat be kat artıracak fırsatlar sunar size…”
Benim yaşantımı dönüştüren en önemli öğretilerden biridir bu öğreti. Şimdi onu anlatacağım size.
Kamuda çalışırken bir proje kapsamında İngiltere’deydim. Sahafları dolaşırken bir kitap ilgimi çekti ve onu aldım. Bilge-filozof Alkindus (Kındî)’un yaşantısı ve eserlerine ilişkin bilgiler içeriyordu. Türkiye’ye döndükten sonra o ve diğer pek çok bilge, filozof ve düşünürün yaşantılarını araştırmaya başladım.
Başta Alkindus, Farabi, Aristoteles, Thales, Avecenna (İbn’i Sina) olmak üzere daha pek çok filozofun müzik ile matematik, matematik - müzik - keyif frekansı, matematik-müzik- keyif frekansı ile fırsat (şans) arasındaki yakın ilişki üzerinde yaptıkları çalışmaları ve insan yaşantısına etkilerini araştırıp, incelemeye başlamıştım.
Beynimde oluşan travmanın ilk başladığı dönemlerde kendi farkındalığımı ve dolayısıyla da konuşmayı çoğunlukla unutmuştum. Birisinin sözlerini dinlerken ya da ben konuşurken aşırı derecede baş ağrısı çekiyor, beynimde aşırı şekilde basınç oluşuyor, söylenenleri anlamam ya da konuşurken uygun sözcükleri bulmam süre alıyor, bu da beni çok yoruyor ve üzüyordu. Bu nedenle; bir dönem çevremdeki tüm insanlarla iletişimimi kesmek mecburiyetinde kaldım.
Bu süreçte pek çok varsanı / düşimge / halüsinasyon görüyordum. Bu varsanılardan birinde filozofların filozofu olarak bilinen ünlü bilge Avecenna (İbn’i Sina) öğrencilerine ders veriyordu ve öğrencilerinin arasında ben de vardım. Ben attan düşmüş, bir yıl boyunca kendini bilememiş, yaklaşık 9 yaşlarında konuşamayan bir çocuktum. Konuşamıyordum ancak yine de ders alabiliyordum. Değişik yaş gruplarından öğrenciler vardı. Tüm öğrencileri ona “Sevgili Bilge Avecenna (seslemesi : Âfîstçsenna) ” diye sesleniyordu.
Derste bizlere “fırsat / şans” konusunda bilgiler veriyor ve düşüncelerini aktarıyordu. Bazı konuları açıkladıktan sonra bana dönerek “Sevgili Senanperia ezgiyi benimle birlikte söylemek ister misin?” diye sordu. “Ben konuşamıyorum ki!” gibi bir ifade ile gözlerinin içine baktım. O bana; “konuşabilir ve bu ezgiyi çok güzel söyleyebilirsin” dedi. Sonra aşağıda yazılı olan ezgiyi aynı anda onunla birlikte söylemeye başladım. Ezgi bittikten sonra bana “bu ezgiyi eve gittikten sonra eline bir ayna alıp gözlerinin içine baka baka 7-8 kez arka arkaya tekrar edeceksin ve bir daha ki dersimize dek günde 3-4 defa bu çalışmayı yapacaksın” dedi. Sonraki dersimiz bir ay sonraydı ve ben bu süre boyunca ödevimi tekrarlamıştım.
Bu varsanının süresini anımsayamıyorum ancak bu çalışmayı bir ay boyunca tekrarlamış sonrasında ise gerçek yaşantımda da daha rahat konuşmaya başlamış olduğumu fark etmiştim.
Varsanının ben de oluşturduğu izlenim ; bu ezginin sesteş im /harf sözcüklerden oluşan bir kombinator (devinim arttırıcı, sıklaştırıcı) olduğu ve beyinde öğrenme merkezinin öğrenmesini kolaylaştıracak şekilde frekansını etkilediğidir. Bu nedenle; konuşmaya yeni başlayan çocuklara (anne, babaları ya da ebeveynleri onlara sürekli tekrar edebilir, müziği dinletebilir), konuşma güçlüğü çeken çocuk ve kişilere, benim ki gibi bazı beyin rahatsızlıklarında görülen konuşma güçlüklerinde, güven eksikliği olduğu ve kendini yeterince ifade edemediği düşünülen çocuklara fayda sağlayacağını düşünmekteyim.
Ayrıca ; kişinin amaç edindiği olgulara ulaşabilmesi için olumlama /istekleniş çalışmalarında kişinin öz tınısını yükselteceğinden bu çalışmalarda kullanılması uygun olur.
Burada “aynaya bakarak söylemenin” amacını ; çocuğun ya da kişinin kendi gözlerinin içine bakarak “konuşma gücünün” dışarıdan değil, kişinin kendi içinden kaynaklandığı, olumsuz durumların üstesinden yalnızca kendisinin gelebileceğini benimsetmek olarak anlamlandırıyorum.
Sevgili bilge Avecenna (İbn’i Sina) ile birlikte söylediğim ezgiyi orijinaline uygun olarak seslendirdim. Benim gördüğüm varsanıdaki amacım konuşabilmekti ve bu ezgiyi söyleye söyleye gerçek yaşantımda da eskisi gibi akıcı olmasa da ona yakın bir şekilde yeniden konuşmaya başlamıştım.
Sizlerde ; elde etmek istediğiniz, başarmak istediğiniz olgu ve olaylara daha rahat ulaşabilmek için bu frekansta çalışma yapabilir, çocuklarınıza da öğretebilirsiniz.
Başlarken aynı Sevgili bilge Avecenna ’nın bana öğrettiği gibi elde etmek istediğiniz, başarmak istediğiniz olgu ve olayları en başta söyleyip, devamında ezgiyi dillendirin.
Örneğin ; “konuşmak benim için çok kolay, pek kolay…”, “İstediğim işi bulmak benim için çok kolay, pek kolay…”, “Okulu kazanmak benim için çok kolay, pek kolay…” gibi isteğiniz ne ise o frekansa göre uyumlanıp, 28 gün boyunca titreşim sağlamanızdır.”
Bu terapi size ; çalışıp çabalamadan konuşma sağlamaz! Araştırıp soruşturmadan iş bulmanıza yardımcı olmaz! Çalışmadan okulu kazandırmaz! Kombinatör bir ezgi olduğundan ne için çalışıp çabalıyorsanız ona ulaşmanız için “fırsat / şans faktörünüzü artırır!”.
Fırsat / şans faktörümüzü artırmanın en önemli unsurlarından birisi yaşantımızı olumsuz etkileyen ve üzerimizde fazlalık oluşturarak algımızı ve düşüncemizi bozan olumsuz / negatif enerjilerden olabildiğince arınmaktadır. Bunun için öncelikle Olumsuz Enerjilerden Arınmak Terapisi – PÜRAÇE’yi uygulamanızı öneriyorum. https://senanperia.com/olumsuz-enerjiden-arinmak-terapisi---purace-46
Ayrıca ; sevgili bilge-filozof Alkindus’un “Keyifli Yaşam Öğretisini” ve sevgili bilge – fiozof Farabi’nin “İhtiyaçsızlık Öğretisini” yaşantınıza uyumlayıp, içselleştirdiğinizde yaşantınızdaki değişikliklere kimse inanamayacaktır. Siz bile...!
Fırsat /Şans Kombinatörü :
Fırsat /şans kombinatörünü günde 3-4 kez, imkânınız varsa aynaya bakarak 7-8 kez tekrar edin.
Ancak size önerdiğimden daha fazlasını tekrar etmeyin. Çünkü bunlar frekans çalışmasıdır. Aşırıya gidildiğinde bedeninizdeki ayarları bozabilirsiniz! Ay takvimine göre 28 gün yapıp bırakmanız yeterli olur. Bu çalışmalara Ay’ın ilk dördün ile son dördün fazı arasında başlamak uygun olur. Buna dolunay günleri de dâhildir. Örneğin ; 2025 yılı Ağustos ayında 1 ila 16 Ağustos günleri arasında başlanabilir. Sonrası için internetten Ay Takvimi indirip, bakabilirsiniz. Gün içerisinde olumlu / (+) artı / pozitif saatlere denk getirmeniz çok iyi olur. Saatleri sayfa sonuna ekledim.
Önemli Uyarı : Fırsat /şans kombionatörü başka bir kişinin ilgisini, sevgisini çekmek için yapılmaz! “… kişi beni sevsin”, “…. kişi bana ilgi göstersin” gibi sözler uygun değildir! Çünkü ; insanların özgün iradeleri vardır. Çocuğunuz bile olsa başka birinin özgün iradesine bu şekilde karışmanız doğru değildir! Bu şekilde yaptığınız bir kombinatör size iyilik yerine olumsuzluk getirecek, kendi öz frekansınızın işleyişinde bozulmalara yol açacaktır!
Bir diğer önemli konu ise kombinatörü doğru kullanmaktır. Kombinatörün başlangıç sözcükleri ;
“güzel konuşmak”, “güzel bir okulu kazanmak”, “güzel bir iş bulmak”, “güzel roman yazmak”, “güzel ezgi / türkü söylemek”, “güzel ürün almak”, “güzel bir yuva kurmak”, “güzel bir evlilik yapmak”, "düşlerimi gerçekleştirmek"… ve buna benzer olursa daha iyi etki yaratır. Yani sözlerinizde ölçü, miktar, ad, yer, koşul kullanmaktan kaçının. Bu tür koşullandırmaların sizin için olumlu olup, olmayacağını bilemezsiniz. Siz ne istediğinize odaklanın gerisini Sevgili Yüce Yaradan’ın Sistemine bırakın!
Fırsat / Şans kombinatörünü önerilen şekilde 1 kez yapmanız yeterli olacaktır.
Çok kolay
Pek kolay
İşte bu olay bu denli kolay
İlgim çok
Keyfim çok
Bundan sonra şansım çok
Yaz Dönemi Gün Enerji Döngü Tablosu Olumlu /olumsuz (Pozitif (+) / negatif (-)) Saatleri (Ankara/Türkiye için)
04:50 – 05:50 arası negatif ağırlıklı
05:50 - 07:30 arası hafif pozitif ağırlıklı (pozitif ve negatif enerjiler dengeye yakın)
07:30 - 08:50 pozitif ağırlıklı
08:50- 09:50 hafif negatif (pozitife yakın)
09:50 - 11:50 Pozitif
11:50 - 12:30 arası hafif negatif (pozitife yakın)
12:30 – 18:00 arası pozitif
18:00 - 19:40 hafif negatif ağırlıklı (pozitife yakın)
19:40 – 20: 50 arası hafif pozitif ağırlıklı (pozitif ve negatif ağırlıklar dengeye yakın)
20:50 – 22:00 arası negatif ağırlıklı
22:00 - 23:30 hafif pozitif ağırlıklı (negatife yakın)
23:30 - 04:50’ye dek negatif
Açıklama 3 : Kış dönemi olumlu-olumsuz enerji saatleri Ekim 2025 ayında sitede yer alacaktır.
Açıklama 4 : Pozitif ve negatif enerjiler iç içe geçmiş enerjilerdir. Güneşin devinimi, yıldızların devinimi, Dünya ile Güneş'in birbirlerine eğim, açı, salınım gibi unsulardan dolayı bu enerjiler gün içerisinde değişik oranlarda artıp, azalabilmektedir. Yukarıda belirlenen saatler yaklaşık ölçüler olarak değerlendirilmelidir.
Sevgiyle, ilgiyle, keyifle okuyun...
Senanperia