Yaşamak eşittir Beslenmek!

Yiyecek yemek yani beslenmek bir kültürdür, başlı başına bir sanattır!

Kaç saat aralıkla, besinler birlikte nasıl yenmeli, yerken neye özen gösterilmeli, sindirim nasıl olmalı, bitkinin yararlı ve yararsız yanı, baharat kullanımı, … gibi birçok konuyu içerir ve aslında “Beslenmek” tarih, coğrafya, matematik, sanat, müzik, … gibi tek başına bir eğitim dalıdır!

Günümüzde günde 2 ya da 3 öğün çeşitli besin yemek, güzelce karnını doyurmak, ek besin almak gibi algılansa da aslında “Beslenmek” dahası “Doğal, Düzgün ve Dengeli Beslenmek” varlık yaşamı açısından son derece önemli bir konudur.

Doğamız varlığın beslenmesiyle ilgili oldukça eli açıktır. Böylesine verimli toprağın ev sahibi olan biz Anadolu insanı doğal beslenmek için neler  yapabiliriz kısaca göz atalım.

Ana besin kaynağının başında su geliyor. Bedenimizin % 80’ne yakınını su oluşturuyor. Sağlıklı su ile ilgili Su Terapisini – BUUÇE’yi okuyabilirsiniz.

Yiyeceğimizi genelde çeşitli bitki grupları oluşturur. Meyve + sebze + bakliyat + kuruyemiş + tahıl + baharat + bal ve reçine gibi. Bunlarda bedenimizin ihtiyaç duyduğu başta karbonhidrat, protein, vitamin, mineral, bileşik, enzim olmak üzere pek çok yararlı mikro kimyasal bulunur.

Hayvansal içerikli besinler et, balık, et ürünleri, süt ve süt ürünleri ikincil grup yiyeceklerdir. Hayvansal ürünlerden de karbonhidrat, protein, vitamin, mineral, bileşik, enzim edinebiliriz ancak bu ürünlerden alınan bu bio kimyasal bileşenler bitkilerden direkt elde ettiğimiz yararı gösteremez! Çünkü bu bio kimyasal bileşenler hayvanlar bunları yedikten sonra hayvanların bedensel yapılarına göre sentezlenmiştir. İnsanın ihtiyacı olan protein ile bir koyunun ihtiyacı olan protein arasında bio kimyasal farklılık vardır. Dolayısıyla bir koyun ile bir balığın ihtiyacı olan bio kimyasal bileşenler arasında da farklılık vardır. Koyunun bedeni koyunun ihtiyacına göre karbonhidratı, proteini ve diğer kimyasal bio bileşenleri sentezler. Büyük baş, küçük baş hayvanlar, kümes hayvanları doğadaki bitkilerle beslenirken bu beslenme kaynağı onlar için yeterli olabilir. Ancak insan sağlığını sürdürmek için çeşitli sebze ve meyvelerden de yararlanmaktadır. 

Örneğin; bir koyun algısal, sezgisel, duygusal bilinç seviyesine sahipken, insan algısal, sezgisel, duygusal ve düşünsel bilinç seviyesine sahiptir. Koyunun düşünsel bilinç seviyesi insana göre son derece sınırlıdır. Bu nedenle ; koyunun metabolizmasının çimenden sentezleyeceği karbonhidrat, protein, mineral, vitamin ve diğer maddeler ile insan metabolizmasının aynı çimenden sentezleyebileceği maddeler farklıdır.  Koyun yalnızca yeşilliklerle ve tahıl ile beslenebilirken, insana bunlar yetmez! İnsanın düşünsel bilincini geliştirebilmesi  için olmazsa olmaz ana yakıt kaynağı glikozdur! Ve bunu en doğal şekliyle üzüm, üzümsü meyveler, kiraz ve duttan karşılayabilir. Koyun olsun ya da başka büyükbaş, küçükbaş dediğimiz hayvanların metabolizması glikoz sentezini yeşil yapraklı bitkiler ve tahıllardan karşılayabilirler. Çünkü onların düşünsel bilinci onlara yetecek ölçüdedir ve insana oranla son derece düşüktür. İnsanın düşünsel bilinci yüksek olduğu için bu bilince göre beslenmeli, düşünsel bilincini geliştirebilecek şekilde farklı besin gruplarını yemelidir!

İkincil grup yiyecekler dediğimiz hayvansal ürünler bedenimizde bir çok rahatsızlığın, hastalığın oluşmasına ve vaktinden önce yaşlanmaya neden olabilmektedir. Kalp - damar ve beyin rahatsızlıklarının çoğunluğu hayvansal yiyecekleri sıkça tüketenlerde görülmektedir. Bunun nedeni; hayvansal ürünlerde bulunan asitlerin insan sindirim organlarında sentezlenirken ihtiyaçtan daha fazla enerji tüketmek mecburiyetinde olmasıdır. 

Tavuk, kaz, hindi yumurtaları gibi besinler ise  et ve et ürünlerine oranla daha sağlıklıdır. Bunları da az ölçüde kullanmakta fayda vardır. Yumurta ve faydalarına ilişkin bilgilere de sayfada yer vereceğim. 

Bedenimizin işleyişini başta kalp olmak üzere beynimiz ve diğer organlarımız sağlar. Kalbimiz ve beynimiz ; özellikle sağlıklı yağ + sağlıklı şeker ile beslenir.

Bu iki organımız sağlıklı beslendiğinde diğer organ ve sistemlerimizde düzgün çalışır. Ancak burada çok önemli bir ayrıntı daha vardır. 

Kalp ve beynin beslenmesi ne denli önemliyse Tiroit bezinin sağlığı da o denli önemlidir! Kalp ritmi denilen olay kalbin frekans alış veriş dengesini sağlayan sistemin çalışmasıdır. Kalp yaşam frekansını beyne, tiroit bezine ve aura dediğimiz enerji alanına aynı anda yayar ve bu buralardan gelen bilgileri değerlendirip ona göre yeniden frekansları oluşturup yayar. Yani kalbimiz beyin ve tiroit bezleriyle metabolizmamızı, aura enerji alanımızla da dış dünya ile bağlantımızı yönetir. Bu nedenle önceliğimiz kalp + beyin + tiroit bezinin sağlığıdır. Bu üç organ sağlıklı olduğunda tüm bedenimiz sağlıklıdır!

Günümüzde sağlıklı beslenmekle ilgili pek çok yayın, yayım, içerik ve bilgiye ulaşmak mümkün. Amacım bu sayfada  önemli gördüğüm bazı detay bilgileri vererek bilginize katkı sağlamak. 

Su yemekten önce içilir. Yemek esnasında ya da sonrasında içilen su sindirimi yavaşlatır. Yemekten önce içilirse, yemekle birlikte alınacak olan besinden elde edilecek yararı artırır.

Yemek yerken ; karbonhidrat + protein + vitamin + mineral + bileşik + enzim içeren besini aynı anda ölçülü almak önemlidir. Tümü sağlıklı işleyiş için önemlidir.  

Yemek yerken ; tuz - şeker- yağ dengeli olmalıdır. Bitkiler bedenimiz için en yararlı tuz - şeker - yağ  içeriğine sahiptir. Tuzlu ya da ekşi besin fazla almaya başladığımızda tatlı isteğimiz artar. Tatlıyı biraz kaçırdığımızda tam tersi söz konusudur.

Kalp + beyin özellikle sağlıklı yağ ve şeker ile beslenir dedik. Öncelik doğal ve sağlıklı yağ ile doğal sağlıklı şeker yani glikoz + fruktoz + sakkaroz ve diğer organik şekerlerle  (mercimekler, nohut, fasulye, barbunya gibi bakliyatta bulunan sağlıklı karbonhidratın şekere dönüşmesiyle elde ettiğimiz şekerdir. Ancak; özellikle ithal fasulyeler Genetiği Değiştirilmiş Organizma -GDO'lu olarak gelmektedir. Bu nedenle olabildiğince yerli, bilindik ürünleri seçmekte, taze fasulyeyi ve taze barbunyayı tercih etmekte fayda var.)  beslenmektir.

Doğal ve sağlıklı yağ açısından zengin besin grubu ;

Badem, kaysığı çekirdeği, fındık, yer fıstığı, susam, Antep fıstığı, zeytin, ay çekirdeği, haşhaş tohumu, çedene (kenevir tohumu), keten tohumu, kabak çekirdeği, ceviz, … gibi.

Yemeklerde, salatalarda, ezmelerde yağı olabildiğince az kullanın! Çünkü yağ asidi fazlalığı dokularımızı en çabuk yıpratan, çürüten asitlerin başında gelir. Bu ister doğal zeytinyağ olsun, ister rafineri diğer yağlar olsun çok farketmez. Çünkü; bedenimiz ve özellikle karaciğerimiz  yağ sentezini yaparken daha çok enerji tüketir, daha çok yorulur. Karaciğer yağlanması dediğimiz olay böyle başlar. Öyle ki; ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde çok faydalı olan badem, kayısı çekirdiğindeki yağ asitleri bile bedenimize yarar yerine zarar vermeye başlar.

Açıklama : Bedeninizde tiroit, tansiyon, kolesterol, şeker, kanser gibi çoklu rahatsızlıklar varsa ve bunlardan bir tanesi bile olsa, ayrıca beyinde bir rahatsızlığınız varsa yukarıdaki kuruyemişlerden yalnızca badem ve kayısı çekirdeğinin sağlığınıza gerçek anlamda katkısı olur. Onu da bu sayfada belirttiğim ölçüde kullanabilirsiniz. Diğer kuruyemişler yararsız değil faydalıdır, ancak rahatsızlıkları iyileştirmede badem ve kayısı çekirdeği gibi etkili değillerdir. Diğer kuruyemişleri de iyileştiğinizde ya da arada bir azar azar yiyebilirsiniz.    

Doğal ve sağlıklı şeker (glikoz, fruktoz, sakkaroz, organik şekerler) :  Üzüm ve tüm üzümsü meyve (dut, siyah dut, böğürtlen, ahududu, yaban mersini, gilabörü, kuşüzümü, … gibi), kiraz, gerçek bal, işlem görmemiş şeker pancarı, tüm meyve çeşitleri, bazı bitki ve bakliyatlarda bulunan şekerlerdir. Burada kirazı ayrı yazdım. Çünkü sağlıklı glikoz açısından üzüme eşdeğer bir meyvedir. 

Kalp + beyin yaklaşık 4 saatte bir sağlıklı glikoza ihtiyaç duyar. Kalbin ve beynin iki ana hücresinden bir tanesi olan Glial hücrelerinin yakıtı sağlıklı glikozdur. Bu hücreler glikozu işler kalp ve beyin sinir ağını besler.

Kalbi ve beyni sağlıklı besleyebilmek için ; yaklaşık 4 saatte bir kez avucunuzun içi ölçüsünde yukarıda belirtilen kuruyemiş ve glikoz + fruktoz + sakkaroz grubundan bir tanesini karıştırarak yiyebilirsiniz.

Örneğin ;

1 avuç içi dolusu badem + siyah üzüm karışımı

Örneğin : Ben 50 kiloyum. 4 saatte bir 4-5 badem + 7-8 adet siyah üzüm ya da 5-6 kayısı çekirdeği + 7-8 adet siyah dut kurusu yerim. 

1 avuç içi dolusu ay çekirdeği + yaban mersini

1 avuç içi dolusu kayısı çekirdeği  + siyah dut kurusu

1 çay kaşığı keten tohumu + 1 küçük kase taze üzüm ya da taze böğürtlen gibi imkânınıza ve beğeninize göre ayarlayabilirsiniz.

Açıklama : Susam, haşhaş tohumu ve çedene  sağlıklı bireyler için bile günde en fazla 1 sçorba kaşığı (dolusu değil, silme şeklinde) tüketilebilir. (50-60 kg için).  

Gerçek bal ya da pekmez imkânı olan tahta ya da plastik kaşık ile 1 çay kaşığı bal ya da siyah dut pekmezi /şurubu yiyebilir.

Şeker rahatsızlığınız varsa gerçek çiçek balını tercih edebilirsiniz. Ancak balın düzenli tüketilmesi uygun değildir! Yine üzümsü bitkilerle birlikte dönüşümlü yenmelidir! Beyaz dut, siyah dut ve kiraz arada sırada yenebilir. 

Pekmez içine şeker katılmadan yapılıyorsa kullanabilirsiniz. Bal, pekmez, tahin gibi besinlere metal kaşık değdirilmez, besin değeri düşer! Aslında yiyecek ve içecekler için en uygunu tahta kaşıktır. Yoksa kaliteli plastik de kullanılabilir. 

Tiroit rahatsızlığı olanlara taze beyaz dut, kurusu ya da pekmezi önerilmez! Siyah dutu da arada bir yemeleri daha iyidir. Onlar için en iyisi üzümsüler ve kirazdır.

4 saatte bir yiyeceğiniz için aşırıya kaçmayın! Sabah aç karnına kahvaltıdan önce yiyin. Yatmadan yaklaşık 3 saat önce yenir bu karışım. Uyku saatinize göre ayarlayın.

Kalp + beyin için yararlı olan bu bitki çeşidi tiroit için de yararlı mıdır? Evet. Ancak sağlıklı doğal iyot açısından önerilen badem ya da kayısı çekirdeği + siyah üzüm, kuş üzümü ya da kirazdır. Üzüm ya da kiraz mevsimindeyseniz küçük  komposto kâsesi dolusu istediğiniz, sevdiğiniz üzümden ya da kirazdan olabilir. Kanı temizler, tiroidin sağlıklı çalışmasını sağlar, artı birçok yararı vardır. 

Tiroidin daha sağlıklı çalışması ve tiroit rahatsızlığı için ne tür bitki kullanabilirsiniz  “Bitki Terapisi –BİTKHAÇE” bölümünde paylaşacağım.

Anadolu’da eski uygarlıklarda insan yiyeceği olarak tahıl pek kullanılmazmış. Tahıl evcimen yani hayvan yiyeceği olarak yetiştirilirmiş. Tahıla yem denmesinin nedeni bu! Ekmek yerine bakliyatın kendisi meze şeklinde yenirmiş. Meze kavramının kökeni bu şekilde ortaya çıkmış. Yani sebze yemeğinin yanına günümüzdeki gibi ekmek yenmiyor. Onun yerine mercimek, nohut, börülce, bakla ve diğer bakliyattan değişik türlü şekilde meze ve pilav yapılıyor. 

Açıklama : Bedeninizde tiroit, tansiyon, kolesterol, şeker, kanser gibi çoklu rahatsızlıklar varsa ve bunlardan bir tanesi bile olsa ya da beyinde bir rahatsızlığınız varsa yukarıdaki tahıllardan yalnızca mercimek grubunu yemenizi tavsiye ediyorum. Mercimeğin önemini Bitki Terapisi-BİTKHAÇE'de yazdım. Diğerlerini sıraya koyup ara sıra yiyebilirsiniz.  Onları iyileştiğinizde yemeniz daha uygundur. Ancak önceliğiniz mercimek grubu ve mümkünse yeşil mercimek olsun.  

Eski Anadolu’da sebze yemeğinin yanında tatlı olarak meyve şırası, komposto ya da kabak tatlısı kullanılıyor.  Bu tatlı türü yemek yerken sağlıklı şeker alımının en sağlıklı olanıdır. Arada bir de aşure yeniyor. Benim ailemde de geleneksel olarak komposto kültürü devam etmektedir. 

Açıklama : Bedeninizde tiroit, tansiyon, kolesterol, şeker, kanser gibi çoklu rahatsızlıklar varsa ve bunlardan bir tanesi bile olsa ya da beyinde bir rahatsızlığınız varsa az ölçüde doğal meyve şırası ya da meyve kompostoları en uygun olanıdır. Aşure ise sağlıklı iken tercih edilmelidir. Eğer bedeninizde ileri seviye kanser varsa meyveleri çiğ tüketmek yerine biraz buharda demleyerek pişirmenizde fayda var. Mide ve bağırsaklar çiğ olan besinleri sindirmekte zorlanır. Onların işleyişine bu şekilde yardımcı olabilirsiniz.

Yemeği tamamlayan diğer bir unsur ise salatadır. Salata kavramı Anadolu’dan Dünya’ya yayılmıştır. Aynı şıra, aşure ve komposto gibi!

Salatada ; marul, kıvırcık, maydanoz, dereotu, yeşil soğan, ebegümeci, semizotu, rezene, ıspanak (hafif buharda demleyerek - BİTKHAÇE sayfasında Ispanak başlığında yazılı), dut yaprağı, börülce, madımak, salatalık ve domatesi yemek uygundur. Ancak nane, fesleğen, adaçayı, reyhan, kekik, yarpuz gibi Ballıbabagiller ailesine giren bitkiler ile radika, tere, roka, turpgiller, lahanalar, hardal, zahter, kuzukulağı, … gibi bitkilern sıkça yenmesi uygun değildir. Bunları sağlığı yerinde olanların bile haftada en fazla 2-3 kez tüketmesi sağlıkları açısından  daha iyidir.

Marul, kıvırcık, maydanoz, dereotu, yeşil soğan, ebegümeci, semizotu, rezene, ıspanak (hafif buharda demleyerek) , börülce, madımak, salatalık ve domatesi kahvaltı, öğlen ve akşam yemeğinde rahatlıkla yiyebileceğiniz çeşitli salata bitkisidir. Salata olsun, yemeklik olsun yeşil yapraklı bitki ve sebzenin neredeyse tamamı süt ve süt ürünleriyle birlikte pişirilmez, yenmez!

Süt ve süt ürünleri ;  yeşil yapraklı bitki ile birçok sebzenin protein, vitamin, mineral ve enzim oranını oldukça düşürür!

Açıklama : Bedeninizde tiroit, tansiyon, kolesterol, şeker, kanser gibi çoklu rahatsızlıklar varsa ve bunlardan bir tanesi bile olsa ya da beyinde bir rahatsızlığınız varsa, salata için yukarıdaki yeşil bitkilerden; ıspanak, salatalık, yeşil soğan, ebegümeci, siyah dut yaprağı (tiroit rahatsızlığı olanlar ara sıra yiyebilir), dereotu, maydanoz yemenizi tavsiye ediyorum. Domatesi ise iyileşince ya da arada sırada yemenizi tavsiye ederim. Domatesin azı çok yararlı olmasına rağmen tiroit bezi rahatsızlıklarını artırıcı etkisi bulunmaktadır. Bu da diğer rahatsızlıkları tetiklediği için olabildiğince azaltmanızda, kanser iseniz yememenizde fayda var. 

Karbonhidrat içeriği yüksek olan bitki çeşidi bağırsakta gaz yapar. Bu gazın kalın bağırsakta şişkinlik yapmaması ve sağlıklı bir şekilde dışkılamayla birlikte atılabilmesi için salatanızın içerisine maydanoz, dereotu, ebegümeci, madımak ya da rezeneden istediğiniz birini az katabilirsiniz. Sindirime çok faydalı olduğundan gazın rahatsızlığını önler, şişkinliğinizi azaltır, kan Ph değerini dengeler, küçük çiş yaparken tutukluğu ve yanmayı önler, … gibi birçok faydası bulunur. Ancak ; anımsatmakta fayda var “Daima azı karar çoğu zarardır!” Ancak bu "az" kavramının da, "çok" kavramının da bir ölçüsü olmalıdır ki; bedenimiz dengeye ulaşabilsin. Araştrımalar neticesinde elde ettiğim sonuçlara göre bildiğim ve kendimde deneyerek elde ettiğim ölçüleri sizlerle burada paylaşmaya gayret ediyorum. 

Açıklama : Rezene de domates gibi sağlıklı iken yiyebileceğiniz bir bitkidir. Özellikle rahim, prostat, mesane, yumurtalık gibi kanser türleri üzerinde olumsuz etkisi vardır. 

Kahvaltı yaparken ;

Yukarıda yazıldığı üzere, peynir, tereyağ, kaymak gibi süt ürünüyle salatalık, maydanoz, dereotu, kıvırcık, yeşil soğan gibi yeşilliği bir arada yemeyin. Süt ürünü yeşilliğin protein, vitamin ve mineral değerini düşürür. Bu nedenle ; yeşil salatayı öğlen ya da akşam yemeğiyle birlikte yemek daha uygundur.

Peynir, tereyağ, kaymak gibi süt ürünü yanında zeytin, domates ya da bakliyat yemek daha doğru olur.

Ne çeşit kahvaltı olursa olsun, kahvaltıyla birlikte yukarıda yazılı olan kuruyemiş + üzümsü meyve, kiraz grubundan birini ya da bal, pekmez tercih etmeniz, bedeninizin ihtiyacı olan tuz - yağ- şeker dengesine yardımcı olacaktır. İyileşmek Terapisi - ÇAREĞÇE'ye üzüm kürünü de ekledim. Önerilen ölçüde ve kürler şeklinde ara ara düzenli uyguladığınızda sağlığınız açısından çok faydasını görebileceğiniz bir kürdür.

Kahvaltıda yumurtayı seviyorsanız süt ürünüyle birlikte yenmemesi uygun olur. Yumurtayı yeşil salata, zeytin, domates, bakliyat olan bir kahvaltıda yerseniz yumurtanın protein, vitamin, mineral ve diğer bileşik grubundan daha fazla yararlanırsınız. Bu nedenle menemen, omletten daha iyi bir tercih olur.

Kahvaltıda en sağlıklı içecek siyah demlenmiş çaydır. Çayın insan bedeni ve midede yemeğin sindirimi için çok fazla yararı vardır. “Çay demiri bağlar ve kansızlığa neden olur!” gibi söylem, çaya yapılan ve ispatlanamamış bir karalamadır! Sermaye gruplarının kendi ürünlerini ön plana çıkarmak içn yaptığı bir ticari oyun olduğunu çay üzerine detaylı araştırma yapanlar açıkça görebilmektedir.

Çayın içerisinde bulunan yüksek miktardaki magnezyum, ince bağırsakta besin ayrışımında demir alımının artmasını sağlar ve çaydan alınan magnezyum demirin kalitesini artırır. Bu ve benzer birçok faydası nedeniyle çay Anadolu insanının geleneksel içeceğidir!

Öğlen ve Akşam yemeği ;

Yemeğe başlarken çorba içmek sindirim açısından uygun değildir. Mide tüm çabasını çorbaya vereceğinden arkasından yiyeceğiniz ana yemeğe sindirim için yeterli salgı üretemez, bu durum sindirmeyi güçleştirir.  Çünkü midenin “Bu çorba, arkasından ana yemek gelecek, sonrasında tatlı var ona göre asit ve sindirim mekanizmamı çalıştırırım!” diye bir düşüncesi yoktur. Bu nedenle ana yemeğinizi önce yiyip ardından çorba içmeniz ya da çorbayı öğün arası içmeniz daha uygun olur.

Yemeğinizin yanında tuz - yağ - şeker dengesi için salata ve tatlı olmalıdır. Salata tercihinize göredir. Undan elde edilmiş tatlı ya da sütlü tatlı tercih ediyorsanız yemekten yaklaşık bir saat sonra yemeniz yemeğinizden yüksek oranda yararlanmanız açısından uygundur. Yemekle birlikte kuruyemiş + üzümsü meyve, meyve kompostosu çok daha iyi bir seçimdir.

Bir öğünde birden fazla ana yemek ve yiyecek türü damak tadı gibi gelse de, başta sindirim olmak üzere tüm bedene yüktür! Tek ana yemek +  salata + tatlı ideal olanıdır.  Belki bir meze eklenebilir. Fazlası bedenin rahatsızlanmasına yol açar.

Yemekle birlikte ayran ve asitli içecek içmek, mide asidinin etkisini azaltır, bu durum sindirimi güçleştireceğinden birçok mide ve bağırsak rahatsızlığına neden olur. Yemek yanında en ideal içecek az asitli gerçek meyve suyu, komposto suyu ya da siyah çaydır.  Ayran ve asitli içeceği öğün arasında içmek daha uygundur. Kahvaltıda ya da öğünlerde süt ve süt ürünleri tüketmek besin değerini düşürür. Çünkü süt ve süt ürünleri çabucak sindirilemediğinden mide, bağırsak mukozasına yapışır, vitamin ve mineral emilimini azaltır. 

Bir kişi günde 2-3 ana öğün, 2-3 ara öğün yiyebilir. Özellikle tiroit, şeker, tansiyon, kolesterol, kanser ya da  beyin ile ilgili rahatsızlığı olan kişinin sık beslenmesi rahatsızlığının çabuk iyileşmesinde önemlidir. Bunun için İyileşmek Terapisi -ÇAREĞÇE'DE Üzüm Kürünü paylaştım. Özellikle, kanser ve diğer çoklu rahatsızlıklarınızdan birisi varsa bu kürü tavsiye ederim. Ancak kürü uygularken başka tatlı yemeyin, unlu ürünler ile meyveyi en aza indirin. Kanserde üzüm, kiraz, üzümsülerin dışında meyve yemeyi azaltmanızda fayda vardır. Kanserde beden için glikoz içeren meyveler çok önemli olmakla birlikte, üzümsülerin dışında kalan meyvelerin içeriğinde fruktoz olduğundan bu meyvelerin yenmesi haftada en fazla 3-4 adet ile sınırlanmalıdır. 

Beslenme abartılmadan, azar azar ve mideye rahatsızlık vermeden olmalıdır. Vardiyalı çalışan kişi de geceleyin beslenmesine devam edebilir. Yeter ki; çok abartmadan, çabuk sindirilen besinleri yatmadan en az 2 saat önce yesin. 

Beslenmenin önemli bir alt başlığı ise bitkinin sağlık üzerindeki etkisi ve bitki türünün birbiriyle uyumudur. Bu konuyu “Bitki Terapisi – BİTKHAÇE” de okuyabilirsiniz. Sayfalara fırsat buldukça eklemeler yapıyorum. Yenilikler için ara sıra bu sayfalara göz atmanızı öneririm.

Açıklama : Kuruyemişleri, sebze ve meyveleri yerken günlük ölçüye dikkat edin ve ara ara değiştirerek yiyin. Bunların ölçüsünden fazlasını yemek, bedende istenen etki yerine tepki yaratır. Yarar göreyim derken zarar görmeye başlarsınız! 

Önemli Uyarı : Bebeklere ek gıdaya başlanırken alerji testi yapılması çok önemlidir. Başlıca bebek ölümleri arasında alerjik tepkiler önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle sayfadaki tarifler uygulanırken ya da daha sağlıklı beslenme için bebek, çocuk, yetişkn olsun alerji testi yaptırılması çok önemlidir. 

Tuz : Tuz dendiğinde aklımıza genelde yemeklerimiz için kullandığımız sofra tuzu (Sodyum Klorür -NaCl) gelir. Gerçekte ise tuz bundan çok daha fazlasıdır. Bizlerin mineral olarak bildiği kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, kükürt, iyot, çinko, manganez, bor vb. diğer minerallerde doğada yaygın olarak bulunan tuzlardır. Bu tuzların doğada yaygın olarak bulunmasının ana nedeni doğayı oluşturan varlıkların beden yapılarının neredeyse tamamının bu tuzların bileşiminden oluşmasıdır.  İskelet ve kas yapısına sahip varlıklarda en çok kalsiyum, magnezyum tuzu bulunur. Çünkü iskelet ve kas sistemi kalsiyum ve magnezyum tuzu üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle insanların ve hayvanların bedenlerinde doğada bilinen minerallerin neredeyse tamamı vardır. Ağaçlar ve bitkilerin büyük çoğunluğu fosfor, kalsiyum, magnezyum tuzu üzerine inşa edilmiş olup, bilinen tüm mineralleri bedenlerinde ihtiva ederler. Kısacası; tuzlar (mineraller) doğamız ve bizlerin temel yapı taşlarıdır. Bu nedenledir ki; bir kaza geçirdiğimizde, bir rahatsızlık yaşadığımızda olası tuz kaybının önüne geçmek için bize ivedilikle serum içerisinde tuz verilir. Biz serumu aldıktan sonra kendimizi daha iyi duyumsarız. Çünkü tuzlar bizim için yaşamsal önemdedir!

Tuz Kullanımı : Peki tuzlar bizim için yaşamsal öneme sahipse onları çokça mı kullanalım? diye sorarsanız. Yanıtım "çok az ölçüde" olacaktır! Çünkü; yukarıda da yazdığım üzere ağaçlar ve bitkiler aslında büyük bir oranda  tuzlardan oluşmuştur!! Günlük düzenli olarak bitkisel yiyecekler yiyorsak tuzu yeterince alıyoruz demektir. Evet, bu tür bilgilere günlük yaşantılarımızda pek rastlamayız. Çünkü bilgiler dağınıktır ve benim gibi araştırma yapan insanların bu bilgileri bir araya getirip, okuyanların anlayabileceği şekilde sentezleyip, özetleyip yazması önemlidir. 

Yaşantımızın olmazsa olmazı olan mineral tuzları tüketirken bilinçli olmak sağlığımızı en iyi şekilde korumamıza yardımcı olur.  Günlük olarak ölçülü şekilde sebze, meyve, kuruyemiş yiyorsanız dışarıdan alacağınız tek bir tuz vardır, o da yemeklerimizde kullandığımız kaya tuzudur. Gerçek kaya tuzları yukarıda yazdığım ve yazmadığım birçok minerali içerir. 

Kaya tuzunun (kayalıklar, mağaralar, su kaynaklarında oluşan tuzlar olabilir) ise gerçeğini almaya özen gösterin. Piyasada maalesef pek çok rafine deniz tuzu kaya tuzu olarak satılmaktadır. Bu tuzların sağlımıza olumsuz etkisi vardır. Kaya tuzunu bile kullanırken en az ölçüde kullanmaya özen gösterilmelidir. Nitekim hazır aldığımız gıdalarda pek çok çeşitte tatlandırıcı tuz kullanılmaktadır. Biz fazla şekere olduğu gibi fazla tuza da maruz kalmaktayız ve bunlar bizim sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Diğer kimyasalları saymıyorum bile.

Önermiş olduğum kaya tuzunun bile bedenimizde azı da, biraz fazlası da zararlıdır! Bedenimizde tuz fazla olduğunda ilk bozduğu organ tiroit bezleridir. Tiroit bezleri bozulduktan sonra tüm sistemimiz bozulmaya başlar! Ölçüsü çok önemlidir!

Sağlıklı bir kişinin (50-60 kg)  günlük kaya tuzu ihtiyacı bitkisel olarak güzel besleniyorsa yaklaşık 1 çay kaşığıdır. O da silme şeklindedir! Fazlası metabolizmayı bozar! Bazen insanlara tuzsuz diyetler öneriliyor. Bu da sağlık açısından son derece tehlikelidir.  Daima Azı Karar, Çoğu Zarar kuralı aklınızda bulunsun. Denge önemli!

Çok acı ki ; ülkemizde kalp alanında uzmanlığı olan bir doktor bile çıkıp,  "istediğiniz kadar tuz yiyin!" diyebilmekte. Ya tuz nedir, bedene etkisini gerçek anlamda bilmiyor? ya da tuz kaynaklı rahatsızlıkların ve hastalıkların artışına memnun oluyor! Bu ifadelerin başka açıklaması olamaz!

Yukarıda yazdığım gibi tuz dediğimizde yalnızca sofra tuzu gelmesin aklınıza. Diğer minerallerde tuzdur. Bu mineraller ise yediğmiz tüm meyve, sebze, bakliyat, kuruyemişlerde fazlasıyla bulunmaktadır. Yukarıda yazılan ölçülere uyduğunuzda dışarıdan kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi mineral ve diğer vitamin takviyelerini almanıza ihtiyaç olmaz! Dışarıdan alınan bu ürünler gittikçe metabolizmanızı bozar. 

Örneğin : Günlük yiyeceğiniz mercimekli salatanız, meyveniz, yanına da üzüm + kuruyemiş sizin tüm mineral, vitamin, yağ ihtiyacınızı karşılar. Ancak; özellikle medyada bizlerin bunları yeterince tüketmediğimiz, tüketilenlerin yeterli olmadığı vurgusu yapılıyor. Bu doğru değil! Bizler beslenme azlığından değil, beslenme sırasında aldığımız fazla tuz, şeker, mineraller ve yağlar yüzünden hastalanıyoruz!

Tuza temizlik Terapisi BARÇE'de de yer verdim. İsteyen oradaki bilgileri de okuyabilir. 

Anadolu'nun TUZ Öğretisi

Kaya tuzunun bir diğer çok önemli faydası ise frekansal özelliğidir. Kaya tuzu pozitif (+) denilen frekans grubunda nitelendirilir. Bu olumsuz yani negatif (-) enerjiyi daha süratli şekilde olumluya yani pozitife (+) çevirebilmesi demektir. Aranızda bilenler vardır, Anadolu'da eski dönemlerden kalan tuz ile kötü enerjilerden arınmak uygulaması, terapileri vardır. Bu son derece önemli bir uygulamadır ve kültürümüzün bilgeliğini yansıtır. 

Bu uygulamada; size kötülüğü dokunan ya da kötülük yapmasından korktuğunuz birisi / birileri varsa, çay kaşığının ucuyla olacak ölçüde kaya tuzunu sol avuç içinize koyun,  21 - 28 kez arası bu tuza "..... (biliniyorsa kişinin adı söylenir, bilinmiyorsa o kişi /kişiler düşünülür) kişi /kişiler kendi derdine düşsün ve beni unutsun!" deyin, 21 gün boyunca üst üste akşamları yapıp aşağıda yazılı olumsuz / negatif saatte   kapınızın önüne, bahçe kapnıza serpeleyin. İmkânınız varsa sabah akşam olumsuz saatte yapın. Bu şekilde size kötülüğü dokunmasından korktuğunuz kişi ya da kişileri, onlara kötülük yapmadan kendinizden uzaklaştırmış, şerlerinden korunmuş olursunuz. Uygulamayı yaparken unuttuğunuz gün olursa, tekrar baştan yapmanız iyi olur. Ara verilmeden 21 gün üst üste  yapıldığınıda etkili oluyor. 

Bu uygulamayı;  sokaktaki hayvanların olduğu bölgeye 3 ayda bir 21 günlük kür olacak şekilde uyguluyorum. Ben sonuç alıyorum. Önerdiğim insanlar da sonuç aldıklarını söylüyorlar. Çocuklar için de uyguluyorum.  Sizlerle de paylaşmak istedim. 

Bunun için "Mahallemdeki /sokağımdak /bölgemdeki / baktığım Kedilere, köpeklere, hayvanlara kötülük düşünenler kendi dertlerine düşsünler" ya da "Mahallemdeki /sokağımdaki /baktığım çocuklara kötülük düşünenler kendi dertlerine düşssünler" şeklinde söyleyip uygulamayı yapmanız yeterli olacaktır. Sokağınızdaki, mahallenizdeki hayvanlar için, çocuklar için, ormanlar için, kendiniz, sevdikleriniz, eviniz, çevreniz için  bu tür uygulamaları kürler şeklinde yapabilirsiniz. Bana sorularınızı  sayfadaki mesaj bölümünden ya da X (tivıtır) üzerinden sorabilirsiniz.

Açıklama : Bedeninizde tiroit, tansiyon, şeker, kolesterol gibi çoklu rahatsızlıklardan birisi  varsa ; tuz başta olmak üzere, şekeri ve özellikle yağı minimuma indirin! Ekmek ve un olarak da yalnızca mercimek çeşitlerini kullanın. Mercimekten ekmek, börek, çörek yapın. Ve bunu da çok çok yemeyin. Öğünde 1 ince dilim ekmeğe karşılık gelecek şekilde yiyin.  

Sağlıklı bir kişinin (50-60 kg) günlük alabileceği en fazla sıvıyağ ölçüsü 2 çorba kaşığıdır. Fazlası metabolizmayı bozar!

Eğer kanserseniz ;

Kızartma türü, et türü, süt ürünleri ve unlu gıda yememeye ya da olabildiğince azaltmaya özen gösterin.  Bedeninizin ihtiyacı olan tüm karbonhidrat, sağlıklı yağ, sağlıklı şeker, proteini bitkilerden elde edebilirsiniz. 

Sağlıklı yağı ; badem ve kaysı çekirdeğinden

Sağlıklı şekeri ; Üzüm, üzümsüler, kiraz, kaliteli kakaodan yapılmış bitter çikolatadan alabilirsiniz. Üzüm küründe paylaştım. Günümüzde ben de sağlıklı çikolata bulmakta zorlanıyorum.  Ancak kaliteli kakaonun rahatsızlıklardaki stresi azaltma özelliği yine de tercih etmemize neden olabiliyor. 

Kanserde günlük olarak yiyebilieceğiniz meyveler üzüm çeşitleri,üzümsü meyveler ve kirazdır. Elma, ayva, siyah dutu birer gün ara vererek yemeniz çok daha iyidir (Tiroit rahatsızlığı olup da kanser olanlara tavsiye edilmez!). Özellikle 3 ve 4 ncü seviyede kanser olan kişiler meyveleri çok az suda komposto şeklinde pişirip yemelidir. Meyve dahi olsa çiğ olan besinler sindirimi yorar. Kanserde istenmeyecek en önemli olgu bedenin yorgun düşmesidir! Örnek veriyim : Kanser hastasısınız. Elma kompostosu yaptınız. Günlük yiyeceğiniz komposto bir elmayı geçmeyecek şekilde olmalı.O gün başka meyve yemeyin. Bir gün ara verin diğer gün elmaya devam edebilirsiniz ya da ayva kompostosu yiyebilirsiniz gibi. Yani bugün yediniz, yarın yemeyin ara verin bir sonraki gün yiyin. Bu arada armudu 2 nci seviyeye kadar olan kanser hastası bu şekilde yiyebilir. Ancak; 3 ve 4 ncü seviyeye tavsiye edilmez. Nedeni armudun asit yapısı daha güçlüdür. Biz bu asidi normal düzeye çekebilirsek hastalığımızdan iyileşmemiz çabuklaşır. 

Kanser hastaları portakal, mandalina, greyfurt, kivi, erik, kavun, karpuz, çilek, nar gibi meyveleri iyileşinceye dek nadiren yemelidir. Size abartılı gelebilir ancak bunları ayda en fazla iki kez yemenizi öneririm. Çünkü bunların meyve şekeri olarak bilinen fruktoz oranı yüksektir. Kanserli hastaların daha çok glikoz oranı yüksek (üzüm, üzümsüler, kiraz, siyah dut) ile beslenmesi ve bunları yerkende ölçüye önem vermesi, bedenin asit dengesini koruyabilmek adına önemlidir. 

Gerçek bal ve pekmez de çok çok az yenebilir.

Sağlıklı protein : Başta ıspanak olmak üzere, salatalık, semizotu, ebegümeci, siyah dut yaprağı ve diğer tüm yeşil bitkilerde sağlıklı protein vardır. Ancak kanser hastalarının kurufasulye, kuru börülce, nohut, bakla,  pirinç, bulgur, patlıcan, patates, karnıbahar, brokoli, kırmızı pancar, lahanalar, pazı, taze bakla, enginar, bamya domates yememelerinde fayda var. İyileşinceye dek bunlardan uzak durmanızda, canınız çektiğinde nadiren yemenizde tedavinizin çabuklaşması açısından fayda vardır.

Kanserde iyileşmenize yardımcı olabilecek sebzeler ; ıspanak, yemeklik kabak (çalı kabağı), semizotu, yeşil soğan, ebe gümeci, siyah dut yaprağı, pırasa, asma yaprağıdır.

Ara sıra ; balkabağı, kereviz, pırasa, yer elması da yiyebilirsiniz. Yeşil fasulye, bezelye, avakado nadiren yenir.

İsterseniz günde 1 ya da 2 adet sağlıklı yumurta da yiyebilirsiniz. Yumurta dışındaki hayvansal ürünlerdek protein grubu ikinci sınıftır ve sağlığınıza zararlıdır! Yumurta yediğiniz gün ıspanak yememeye özen göstermelisiniz. Ispanağın proteini yumurtadan çok daha fazladır. İkisini aynı gün yemek uygun olmaz!

Sağlıklı Karbonhidrat : Tüm bitkilerde sağlıklı karbonhidrat bulunur. Ek karbonhidrat almadan da yalnızca bitkilerle beslenmek mümkündür. Ancak beslenme kültürümüzde ekmek, pilav, börek, çörek vb. alışkanlığımız olduğundan,  bunlar içinde en yararlı tahıl grubu mercimek çeşitleridir. Öğünlerde 1 ince dilim ekmeğe eş değer şekilde mercimekten yapılmış börek, çörek ya da mercimek ekmeği yiyebilirsiniz. Buğday, çavdar ekmeğini de seviyorsanız ara ara ya da günde bir kez az ölçüde yemeniz daha iyi olur.    

Kanserde de kaya tuzunu minimum seviyede tüketin. 50-60 kg bir kişiye 1 silme çay kaşığı yeterlidir. Sağlıklı kişide de, kanser kişide de kaya tuzu ölçüsü aynıdır. Çünkü tuzun bedende ölçülü ve dengeli olması çok önemlidir!

Kanserde sıvıyağ günde en fazla 1 çorba kaşığı yenebilir. Fazlası hastalığın iyileşmesine engel olur!

Ülkemizde zeytinyağ ile ilgili birçok olumlu, olumsuz bilgi bulunmaktadır. Sıvıyağın çeşidi ne olursa olsun fazlası zararlıdır. Zeytinyağ alerjisi de ülkemizde çok yaygındır ve maalesef toplumumuza bu bilgiler verilmez! En önemli tetkiklerden birisi aslında nelere alerjinizin olduğunu bilmenizdir. Zeytinyağ ya da diğer bitkilere alerjiniz var mı yok mu öğrenmek için tahlil yaptırın. Varsa fındık yağı, ayçiçek yağı, ceviz yağından birisini kullanabilirsiniz. Bunlara da olabilir en iyisi tahlil yaptırmak. 

Sağlıklı yaşamak için sağlıklı beslenmenin yanında, artı enerjisi (olumlu /pozitif) yüksek müzik dinlemek de çok faydalıdır. İyileşmek Terapisi - ÇAREĞÇE'de Olağanüstü Müzikleri paylaştım. Çok faydasını görürsünüz.

Sağlıkla, sevgiyle, mutlulukla okuyun...

Senanperia