Kuantum fizik alanında yapılan birçok araştırma sonucu “Teşekkür” sözcüğünün varlık üzerinde çok olumlu etki yaptığını biliyoruz.

Suya teşekkür edildiğinde oluşan kristal taneciğinin güzelliği göz kamaştırıcıdır.

Dünyamızın, vücudumuzun neredeyse % 80’ni su oluşturmaktadır.  Soluk alıp verdiğimiz havanın su buharcığının gaz formu olduğunu düşündüğümüzde, “Teşekkür etmenin” tüm insan, hayvan, bitki ve doğamızın üzerinde bıraktığı etkiyi imgeleyebilmek müthiş bir duygudur!

Burada önemli olan bir diğer konu ise yapılan teşekkürün kişinin kendi dilinde olması. Çünkü teşekkür ederken önce “var olma” bilincinde olmalıyız!

Aşağıdaki sözcük dizisinden size yakın, sempatik gelenden birini ya da bir kaçını seçebilirsiniz. İsteyen kendi diline çevirip söyleyebilirsiniz.

Varlığıma müteşekkirim.

Varlığıma ve mutluluğuma müteşekkirim.

Tüm sevdiğimin varlığına müteşekkirim.

Mutluluğuma müteşekkirim.

Tüm sevdiğimin mutluluğuna müteşekkirim.

Varlığıma, tüm sevdiğimin varlığına ve mutluluğuna müteşekkirim.

Mutluluğuma,  tüm sevdiğimin, tüm evcimenin mutluluğuna müteşekkirim.

………. varlığına müteşekkirim. (Anne, baba, eş, çocuk, kardeş, sevgili, arkadaş, evcimen, sevdiğiniz ne varsa onun için söyleyebilirsiniz.)

İnsanın "varlığına müteşekkir" olması demek ; kendi özünde (ruhunda) ve bedeninde yaratılmış olan tüm "varlık" formları (hücresel yapıların içerisindeki yaşam formları, moleküler yapı, mikroskopla bile görülemeyen tüm alt formlar vb.) ile kendisini yaratan Sevgili Yüce Yaradan (Sevgili Allah /Sevgili Tanrı /Sevgili Kadiri Mutlak / Sevgili Yaratıcı... gibi ne şekilde betimliyor ve dillendiriyorsanız) ve O'nun Sistemine (Doğa, Dünya, Uzay / evren / Gökkubbe ) olan bir ve birlik olma bilincinden duyulan mutluluğun ifadesidir.

"Var olmak" bilinci sıradan bir bilinç değildir! "Var olmak" yani "varlık" olduğunu bilmek Sevgili Yüce Yaradan'a ait olmak bilincidir! Bu nedenle "İnsan" için en kıymetli bilinç seviyesidir! "Varlık" olduğumuzu bildiğimizde "Öz Benliğimizin / Ruhumuzun" Sevgili Yaradan'dan kaynaklı olduğunu, O'na ait olduğunu  dolayısıyla bu aidiyetin çok kıymetli olduğunun bilincini duyumsar ve yaşarız.

Bu kıymet bilinci ; Sevgili Yaradan'ımıza duyduğumuz saygı, sevgi, kutsayış, adanıştan kaynaklanıyorsa, başta insan olmak üzere doğamızda bulunan tüm varlıkların O'nun var edişinden  kaynaklı olduğu bilinciyle tüm varlıkların çok değerli olduğu bilincine ermektir.

Ben Sevgili Yüce Yaradan'ımı en kıymetlim, en değerlim olarak görüyorsam ; ben de çok kıymetli, çok değerli, erdemleri olan bir insan olma yolunda ilerlemeliyim. Benim değerim benim Yaratıcıma olan sevgim, saygım, kutsayışım, adanışımdan kaynaklanıyorsa O'na ait ne varsa değerlidir, O'nun yaratttığı tüm insanlar, evcimenler, hayvanlar, doğa, doğadaki tüm varlıklar da kıymetlidir. Onlara olan saygım, sevgim, vicdanım ve merhametim benim Sevgili Yüce Yaradan'ıma olan adanışımın göstergesidir!

Ancak ; bazı araştırmacılara göre Mars başta olmak üzere Merkür, Neptün, Plüton gibi yakıcı radyoaktivite oranı yüksek olduğu düşünülen gezegen / yıldızların yaydığı kızılötesi enerjilerin Dünya'mızı olumsuz etkiliyor olmasından kaynaklı olarak, olumsuz (- eksi /negatif) enerji alanlarındaki enerjilerde artış olduğu /olabileceği öngörülmektedir. Sürekli yayılan bu negatif ışınımların Dünya'mızın da olumsuz / (-) eksi /negatif enerji alanlarında dengesizliklere yol açtığı ve olumsuz / (-) eksi / negatif enerjileri çoğalttığı,  dolayısıyla bu artışın başta insanlar olmak üzere tüm varlıkları olumsuz yönde etkilediği düşünülmektedir. Durum böyle olunca da "Enerji Nedir?" bölümünde de yazdığım gibi  enerji dalgalanmaları ve çakışmalarından en çok insanlar etkilenirler. Çünkü insan daha çok "düşünsel bilince" sahip bir varlıktır. Olumsuz - Olumlu enerji dalgalanmalarındaki dengesizlik insanın kalp frekansını ve beyin kimyasını bozmaya başlar, kişilik ve karakterini etkiler, insani yargı dengesini bozar. Böyle oluncada insan kendi öz değerini duyumsama ve ona göre davranışlarını kontrol etme yetisini yavaş yavaş yitirir.  Dünya'mızda pek çok insan insaniyetini yavaş yavaş yitirdiğini fark etmiyor olabilir!

Bizden önceki uygarlıkların "Şeytaniyet / Deccaliyet" olarak tanımladıkları olumsuz / (-) eksi/negatif enerji alanlarındaki bilgi yüklü enerjiler özellikle insan beyninde "yanılsamalar" oluşturur. Örneğin; gündüzleri yolda giderken gölgemizi görürüz. Gölgemiz bedenimizin olumsuz / (-) eksi /negatif iz düşümüdür yani yansımamızdır. Bu bize ait bir görüntüdür ancak "biz" değildir! Suç işlediğimizde kimse"gölgemizi" suçlamaz, suçlayamaz! Bu durumun aynısı beynimizde de oluşur. Olumsuz / (-) eksi / negatif bilgi yüklü enerjiler, olumlu / (+) artı / pozitif bilgiye dönüşürken "gölge" oluşturarak dönüşürler. Yani olumlu bilgi ortaya çıkarken bir de onun gölgesi oluşur. Bu durum bilinen enerji alanlarında "var oluşun" temel esaslarındandır.

Bedenimiz sağlıklı, dengeli ve ölçülü beslendiğinde, kalbimiz de, beynimiz de sağlıklı, ölçülü ve dengeli olur. Kalbimiz ve beynimiz arasındaki iletişim sağlıklı olduğunda, beynimiz sürekli olarak olumlu / (+) artı / pozitif enerjiyi işler ve bu enerjiyi düşüncemiz olarak açığa çıkartır. Düşüncelerimiz, davranışlarımıza dönüşür ve davranışlarımız yaşantımızın gidişatını oluşturur. Sağlıklı düşünce ile verdiğimiz kararlarımız ; sağlıklı, güzel, keyifli, mutlu yarınlarımızı inşa eder. 

Bedenimiz sağlıksız, dengesiz ve ölçüsüz beslendiğinde, kalbimiz ve beynimizin işleyişi de sağlıksız, ölçüsüz ve dengesiz olur. Kalbimiz ve beynimiz arasındaki iletişimde kopukluklar oluşmaya başlar. Bu kopukluk anlarında beynimiz olumlu / (+) artı /pozitif enerji diye "gölge enerjiyi" düşünceye dönüştürür.

"Gölge enerji" : olumsuz / (-) eksi / negatif enerjinin olumluya / (+) artı / pozitife dönüştürülme esnasında yarım kalmış, tam işlenememiş  "negatif alana tekrar düşmüş, tamamlanamamış enerji şeklidir. Gerçekleştirilememiş /açığa çıkartılamamış düşüncedir.  Yani "Yanılsamadır". Bu nedenle ; sağlıksız düşünce ile verdiğimiz kararlarımız yanılsamalara yol açar. Bizi yanlışa sürükleyebilir, endişeli, kaygılı, değersizlik duygusu içerisinde, mutsuz yarınlarımızı oluşturur. 

Buradan da anlaşılacağı gibi ; şeytan, cin, değişik renkteki varlıklar gibi günümüzde de yaygın olarak inanılan düşünceler, kalbimizin ve beynimizin sağlıklı çalışıp, çalışmamasıyla yani algısıyla yakından ilgilidir.  Bu tür varlıkların inançlarımıza, kültürlerimize, geleneklerimize yansımasının ve günümüze dek ulaşmasının pek çok nedeni vardır. Bunlar arasında; kalıtsal aktarım ve yatkınlık (genetik), önceki uygarlıklarda yaşamış bilgelerin, alimlerin bilgi düzeyi düşük olan insanlara olumsuz / (-) eksi / negatif enerji ve gölge enerjiyi  anlatabilmek için "varlık olarak" karakterize etmeleri, karakterize edilen bu varlıkların binlerce yıllık süreçler içerisinde Dünya'mızın  kitlesel bilincinde şeytan, cin gibi kavramlarla yer bulması gibi olgular mevcuttur. 

Yaşadığım beyin travması öncesinde ve beyin travması esnasındaki yaklaşık 5,5 aylık süreçte cinlere ve onların başı olarak inançlarda ve kültürlerde yer alan şeytana, ne tür varlıklar olduğunu anlamlandıramasam da ben de inanır ve korkardım.  Ancak ; yaşadığım beyin travmasında gördüğüm varsanılar / düşimgeler / halüsinasyonlar sonrasında yaklaşık 2,5 yıl süren iyileşme sürecimde edindiğim bilgiler sonucunda aslında bunların tümünün beyin kimyamın bozulması, kalp ve beyin frekanslarımın eşanlı / yeknesak / senkronize çalışamaması sonucunda oluştuğunu fark ettim. Tüm bu farkındalık sürecimi de burada sizlerle paylaştığım ve elimden geldiğince detaylı yazmaya çalıştığım terapi ve kürlere borçluyum. 

Düşünsel sağlığın temelini beden sağlığının oluşturduğu bilgisini bir kez de ben yukarıda vurguladım. Sizlerde rahatszılıklarınız varsa ve çabucak iyileşmek istiyorsanız Terapiler sayfasında bulunan Temizlik - BARÇE ve yanı sıra Beslenmek Terapisi- KARNİÇE'yi uygulayabilirsiniz.  Rahatsızlıklarınızdan daha çabuk iyileşebilmeniz için Ay Takvimi Beslenmek Kürünü'de sayfada bulabilirsiniz. 

Uygulama :

Seçilen teşekkür tümcesini üst üste 21 ila 28 kez aralığında tekrar etmek, ortamdaki olumsuz enerjinin azalmasına, yarım saat (yazın 45-50 dk olabilir) gibi bir aralıkta tekrarlandığında ise olumlu enerjinin ortamda artmasına katkı sağlayacaktır. (21 ila 28 kezden fazlada söyleyebilirsiniz. Ben genelde 26, 27 ya da 28 kez tekrar ediyorum. Fazlasına ihtiyaç olmadığnı da anımsatmalıyım) 

Çocuğunuz, eşiniz ya da bir sevdiğiniz eve gergin mi geliyor?

Üzerinizde bir gerginlik veya enerji düşüklüğü mü var?

Uykuya dalmakta güçlük mü çekiyorsunuz?

Evdeki kedi, köpek, kuş, … gibi evcimen gergin, hırçın mı?

Dışarıdaki kedi, köpek, kuş, … gibi evcimen çok mu bağırıyor, gergin mi?

Bu gibi durumda düzenli şekilde söylemeye devam ettiğinizde ortamın, çevrenizin sakinleştiğine tanıklık edebilirsiniz.

Açıklama:

Müteşekkir olmak : Kalpten gelen, samimi, içten ve karşılıklı teşekkür demektir.  Yani  Sevgili Yaratıcı Sistemden / Sevgili Yaradandan /Sevgili Allah'tan /Sevgili Tanrıdan / Sevgili Kadiri Mutlaktan  (ne şekilde inanıyorsanız) kalplerimize gelen teşekkür frekansının  bizler tarafından dile getirilerek, açığa çıkartılarak yani enerjiye dönüştürülerek ona tekrar iade etmektir.

Evcimen : İnsan ile duygusal iletişim kurabilen hayvandır. Kedi, köpek, at, tavşan, kuş, fare, kirpi, büyük baş, küçük baş, balık ve daha pek çok hayvan insan ile duygusal iletişim kurabildiğinden onlara evcimen denir. İnsan ile duygusal bağı olmayan algısal ve sezgisel hayvan türü çoğunluktadır. Genelde yer altında yaşayan türler, börtü böcek duygusal bağ kuramaz. Evcimen için de teşekkür sözel çalışması yapmak daima doğanın ve insanın yararınadır.

Sevgiyle, ilgiyle, keyifle okuyun.

Senanperia