“Artanla (+ enerji / pozitif) eksilenin (- enerji / negatif) dansıdır yaşam. Sözle başlar, sözsüz biter” diye başladık söze…
Bir varlığın kendisini oluşturan moleküler (bilinen, incelenebilen en küçük parçacık ) yapının, kendi içinde bulunan itici gücün devinimiyle ortaya çıkan, insan gözüyle görülemeyen devinimin salınımına “titreşim”, bu titreşim sonucu ortaya çıkan tınının yaydığı partiküler dalgalanmaya “enerji” denir.
İnsan bu seviyedeki tınıyı duyamaz, ancak kendi içinde / bedeninde bu tınının dalgalanmasını fark edebilir. Bu tınının belirli bir süre aralığında, benzer bir şekilde birçok kez ortaya çıkmasına “Frekans” denir.
İçinde yaşadığımız Dünya’da varlığın “olması/oluşması”nı ve tüm yaşantısını sürdürmesini sağlayan iki ana enerji dalgalanma alanı (boyut) vardır. Olumlu (artı +/ pozitif) ile Olumsuz (eksi -/ negatif) enerjialanı. Bu iki enerji dalgalanma alanı, içinde bulunduğumuz Evren’in (Uzay, Gök Kubbe ) oluşumu, devinimi, döngü çeşitliliği, yaşam enerjisinin iki temel unsurudur. Bu iki ana enerji dalgalanma alanı, içerisinde sayısız frekansın oluşumuna, dolayısıyla bir çok enerji çeşitliliğinin dalgalanarak ortaya çıkmasına imkân sağlar. Yani "var" dediğmiz olgu, kavram, moleküler yapının "varlık" olabilmesi bu iki enerji alanının homojenize bir şekilde, uyumlu, orantılı işlevselliğine ve çalışmasına bağlıdır.
Mikrofiziği inceleyen kuantum fizik alanında araştırma yapan birçok araştırmacı, bilim insanı ; “İnsanın” bu iki ana enerji alanındaki sayısız frekans ile kendisine ulaşan sayısız çeşitlilikteki enerjide var olan bilgiyi kullanarak yaşamındaki tüm olguyu değerlendirebilen, gelecekteki yaşantısını tasarlayabilen, yaşantısına yön verebilen bir varlık olduğunu dile getirrmektedir.
Bu iki enerji alanının kendine özgü özelliği var. Kişi ; olumlu (+) enerji alanından kendisine ulaşan bilgiyi daha fazla kullanırsa olumlu enerji alanının (+) bilgilerini, olumsuz enerji alanından kendisine ulaşan bilgiyi daha fazla kullanırsa olumsuz (-) enerji alanının bilgilerini kendisinde açığa çıkartır. Bu iki enerjiyi daha iyi bir şekilde değerlendirebilmek ve anlayabilmek için kısaca ikisinin de özelliğine bakalım
Olumlu (artı +/ pozitif) enerji alanının nicel özelliği : Olumsuz enerjiye göre daha yavaş, daha ağır, daha yavaş ısınabilen, sınırsız sayıda Artabilen ve Artırabilen, insan gözü ile görülebilir şekilde belirginleşebilen, daha yavaş soğuyan, yoğunlaşabilen, tatlı, tuzlu, ana renk ile ana rengin beyaz ile karışımında (sarı, mavi, yeşil, kırmızı) yansıtıcı özelliğe sahip, …gibi.
Olumlu enerji alanının insan üzerindeki etkisi ; somut yani elle tutulur, gözle görülebilir, kararlı, empatik, gücü aktarabilen, düşünme ve bilgiye ihtiyaç duyma yetisi daha fazla, dayanıklı, sakin, sezgisel, korku duyusu daha az, şüphenin üstüne giden, ayrıntıcı, bilgiyi değerlendirerek uygulamaya koyuş yeteneği yüksek, öz yeterliliği fazla, özgüveni yüksek, korku-kaygı-endişe-panik-öfke sarmalında daha kısa süre kalan, azimli, tutarlı, doğa ile uyumlu, … gibi.
Olumlu enerji alanı özelliklerini daha fazla taşıyan kişinin “İnsanî Değer” yargısını daha iyi ortaya çıkartabildiği ; saygılı olmak, sevgiyi duyumsamak, âdil olmak, özgür olmak, tüm varlığın yaşamına yüksek iç görü ile bakabilmek, düşünsel kapasitesini ilerletebilmek, bilinç seviyesini yükseltebilmek, kültür oluşturabilmek, kendisine benzemeyen kişi / birey ile uyum içerisinde yaşama özelliği taşımak, parayla, değerli madenle satın alınabilen edinimin (ev, araba, arazi, şirket gibi) yaşantı için ihtiyaç, yaşamı kolaylaştıran araç olduğunu bilen, bu tür araca bağımlı olmadan kullanabilme özgürlüğüne sahip, karşılaştığı sorun karşısında aniden kaygı duygusuna kapılmadan çözüm odaklı düşünebilen gibi birçok özelliğinin bulunduğu bilinmektedir.
Olumsuz (eksi - / negatif) enerji alanının nicel özelliği ; olumlu enerjiye göre çabuk devinen (çok faal), ağırlıksız, çabuk ısınabilen, sınırsız sayıda Eksilebilen / Eksiltebilen, insan gözü ile görülemeyen, daha çabuk soğuyan, daha az yoğunlaşık, ana rengin siyah ile karışımında (gri, kahverengi, mor, lacivert ) soğurma özelliğine sahip, ekşi, acı, buruk, metal tadı veren, … gibi.
Olumsuz enerji alanının yaratılış üzerindeki etkisi ; daha az somut, kararsız, ben merkezci, güç odaklı, düşünme ve bilgiye ihtiyaç duyma yetisi daha az, zayıf, dayanıksız, endişeli, çabuk panikleyen, çabuk korkan / korkutulan, daha şüpheci, bilgiyi değerlendirmeden uygulamaya koyuş (detayını bilmeden) yeteneği yüksek, öz yeterliliği daha az, hırslı, güven duygusu eksik, tutarsız, doğayla uyumsuz, … gibi.
Olumsuz enerji alanının özelliklerini daha fazla taşıyan kişinin “İnsanî Değer” yargısını göz ardı etmek, ben merkezci olmak, diğeri (insan, hayvan, bitki, doğa) ile yeterli empatiyi kuramamak, özgüvensizlik duygusu, değersizlik düşüncesi, korku-kaygı-endişe-panik-öfke sarmalında daha uzun süre kalmak, bu sarmaldan kurtulamadığı sürece düşünsel kapasitesini yeterince ilerletememek, bilinçsiz eylemde bulunmak, parayla, değerli madenle satın alınabilen edinime (ev, araba, arazi, şirket gibi) bağımlı olmak, kendini bu tür araç ile özdeşleştirmek, yitirdiğinde değersizlik hissine kapılmak, … gibi.
Yukarıdaki bilgiyi kısaca özetlersek ; olumsuz (-) enerji alanı, olumlu (+) enerji alanının seyreltilmiş, ağırlıksız, görünürlüğü olmayan, şeffaf, kendisini varmış gibi hissettiren, yani “Yanılsamayı oluşturan” özelliğine sahip olan yanıdır. Bu nedenle; ikisi arasındaki farkı ayırt etmek için doğru ve uyumlu bilgiyi birbiriyle iyi bağdaştırmaya, ayırım gözetmeksizin değerlendirmeye, geçmişten günümüze ulaşmış bilgeliğe ihtiyaç duyulur.
Olumsuz enerjili düşünce ; insana önce olumluymuş gibi gözükür. Daha kolay elde edilebilen içerik ve özelliğe sahiptir. Erişimi kolay ve çabuk olduğundan, bu kolaylık bir süre sonra kişiyi kendisine bağımlı kılar. Kişi bu bağımlılığını ayırt edemiyorsa, olumsuz enerjiyi bilerek ve özgür bir biçimde kullanamıyorsa olumsuz enerji alanının etkisinde kalmayı sürdürür, bir süre sonra kişiliği olumsuzlaşmaya başlar, artık yaşamında ne varsa kendisine olumsuz gözükmeye başlar.
Bunu örnekleyecek olursak; odun ile ateş yaktığımızda “ateşin koru” gözle görünüp, bir alet vasıtasıyla elle tutulabilir, bir yere taşınır olduğundan bunu olumlu enerji gibi düşünebilmek mümkündür.
Ateşin yanmasıyla ortaya çıkan, elle tutulup, gözle görünmeyen ancak tende duyumsanan ısısını olumsuz enerjiye benzetmek mümkün. Yani biri somut, elle tutulup, gözle görünebilen, diğeri elle tutulup, gözle görünemeyen ancak diğer duyu organlarıyla duyumsanabilen gibi.
İçinde yaşadığımız evrende ve dünyamızda insanlığın şu an için tespit edemediği sayıda artı (+) ve eksi (-) enerji yüküne sahip mikro yapı olduğu düşünülmektedir. Bu düşüncenin kaynağı ise ; artı (+) enerjinin ve eksi (-) enerjinin artış potansiyelidir. Yani ; bu iki enerji de birbirini dönüştürerek çoğalmaktadır. Günlük yaşantımızda çoğu kez tam bilincinde olmasak da bunu dile getiririz. Sürekli olumsuz biri ile konuştuğumuzda “Tüm enerjimi çaldı!” ya da “Öyle negatif konuşuyor ki ; beni yoruyor!” gibi pek çok ifadeyi kullanır ya da duyarız. Kuantum fizik seviyesinde olan biteni tam görüp bilmesek de yaşantımızda etkisini duyumsarız.
Örneğin ; son dönemde başta hayvana olmak üzere doğaya, çocuğa, kadına yönelik şiddet gittikçe artmaktadır. Şiddet eksi (-) yani negatif enerji alanı etkilerinin açığa çıkış şeklidir. Şiddetin artmasında çocukların oynadığı oyunlardan tutun da, medya ve sosyal medya da paylaşılan tüm olumsuz içerikler bu şiddetin artmasına yol açmaktadır. Bunun önünü kesmenin tek bir çaresi vardır ; o da artı (+) yani pozitif enerjili düşünme, konuşma, yayın, içerik, … gibi olguyu artırmak! Anadolu’da çok efsane bir söz vardır “Bağrına taş basmak!” diye. Evet, insan olumsuz karşısında bağrına taş basarak olumluyu düşünecek, olumluyu dile getirecek, olumluyu paylaşacak ki; şiddetin seyri değişebilsin. Yani artı (+) enerjiye destek verebilsin, onu artırmaya gayret etsin ki, artı (+) yani olumlu enerji alanının gücü artabilsin ki; eksi (-) enerjiyi kendisine çevirebilsin.
Hayvana zulmeden teşhir edilmesin, katil tespit edilmesin, şiddeti yapan paylaşılmasın değil burada anlatılmak istenen. İlgili adlî kolluğa ya da resmî makama şikayet edildikten sonra özellikle sosyal medyada daha çok sevgi, merhamet, güzellik, iyilik, aşk, müzik, sanat içeriği paylaşmak ve artı (+) enerjiye güç vermek çok önemlidir. Maalesef günümüzde "adalet" olgusunu sosyal medya gücüyle arar olduk. Bundan dolayıda sosyal medyalarımız olumsuz içeriklerle dolmaya başladı. Bizler yine de elimizden geldiğince olumlu/pozitif enerji içeriklerini paylaşmaya gayret edelim.
Buna Bilge Nasreddin Hoca’nın deyimiyle “Ya tutarsa!” diyebilmek için, biz de göle maya çalmalıyız. Süte yoğurt mayalarsak yoğurt, peynir mayalarsak peynir, kefir mayalarsak kefir elde edebiliriz!
Enerjiye dair burada söylenecek son söz ; enerji varlığın içinde devinen, içeriden dışarı doğru yayılan bir güçtür. Bu gücü iyi ya da kötü olarak nitelendirmek yerine bu iki gücü bilinçli, ölçülü kullanıp, olabildiğince dengede tutmak yaşantımızı daha güzel kılacaktır. Bu gücün açma / kapama düğmesi varlığın içindedir. Tüm varlık kendi biliş algı düzeyince, biliş bilinç düzeyince, biliş mantık düzeyince bu düğmeyi özgün iradesine bağlı olarak açar ya da kapatır!
Artı (+) Enerjisi Yüksek Müzikler